Kültür Sanat, Tiyatro Kitap Söyleşi

Kültür Sanat, Tiyatro Kitap Söyleşi

Merhabalar ben İsmail Çavdar bu 16 yıldı ikinci yuvam oldu. Burada söyleşi yapmak yeni insanlarla tanışmak değişik bir deneyim oluyor. Bu sefer yıllardır tanıdığım birisiyle Eskişehir sanat derneği bünyesinde çıkan gazete için bir röportaj yapacağım. Sizlere biraz Sevim Yıldız’dan bahsedeyim. Sevim Hanımla biz ilk olarak bir tiyatro ekibinde tanıştık. Sonrasında aslında karşılıklı  olarak birbirimizin hayatına iyi yönde yol vermeyle dostluğumuz başladı. Ben kendisini tanıtıcı bir yazı yazmayacağım. O nevi şahsına münhasır tavrı ile kendisini anlatsın istiyorum o yüzden haydi  başlayalım.


İsmail Çavdar: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Sevim yıldız: 1969 Eskişehir doğumluyum. Doğuştan ortopedik engelliyim. Tıp ta polant sendromu
olarak geçiyor. 1988 yılında Türkiye Sakatlar Derneği Eskişehir şubesine üye oldum. 
O dönemde
derneğin yakınlarında bulunan Zümrüt Mobilya da çalışmaya başladım. 1992 yılında o dernekte Yedi Cücelerin Keloğlan'ı Erdoğan Görgeç ile tanıştım. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler tiyatrosunun pamuk prensesi oldum. Düğünüm bütün yerel ve ulusal basında yer aldı. Atv,;de düğünümü Ali Kırca sondu.(gülüyor) sonra 1997 yılında engellilere açılan bir sınavla Eskişehir Askeri Hastanesinde memur olarak işe başladım. Memuriyet bittikten sonra kariyerime Cadı olarak geri döndüm. Prenseslikten cadılığa giden bir serüven (gülüyor) kitap yazmak ise hep kafamdaydı. Şartlar olgunlaştı ve işte bugüne nasipmiş.


İsmail Çavdar: Okuyucularımızın sizi daha iyi tanımları için soracağım bu soruyu  Sevimli Kırıntılar maceranızdan biraz bahseder misiniz?
Sevim yıldız: Sevimli kırıntılar macerası, yazmayı başladığım günden beri ileri gelen bir macera diyebilirim. Çocuk yaşlarından beri yaşadığım olayları yazıp bir kenara ayırmışım ya da birilerine vermişim. Yani şöyle yıllar önce bir arkadaşıma bir hikâye yazmışım, vermişim. O da saklamış. Hatta ben yazdığımı unutmuşum Sevimli Kırıntılarda bir hikâye kitabı zaten anıları, yaşanmışlıkları olan hikâyeler bazılarını okuduğunuzda yemek kokusu burunuza geliyor. Sizi bazen yaşadığım bir ana bazen de mekânlara sürüklüyorum. Bu hikâyeleri yıllar İçinde biriktirip bir deftere not etmiştim. Böyle bir hayalimde yoktu. Sonra dosya haline getirip kitap oluşturmak için demek ki bu zamanı beklemişim.


İsmail Çavdar: Yazarken esinlendiğiniz birisi var mı?
Sevim Yıldız: Yazarken esinlendim hiç kimse yok Çünkü ben hikâyelerimde günlük yaşadığım komik olayları veya üzücü olayları yazıyorum. Kendimiz sayılıyorsa ben varım (gülüyor)


İsmail Çavdar Üstteki soruya ek olarak öykü yazmak nereden aklınıza geldi?
Sevim Yıldız: Ben normalde konuşmaktan ziyade, insanlarla iletişim kurarken de yazmayı tercih edenlerdenim. Kendimi ifade etmeyi daha çok seviyorum. Bunu da yazarak yapıyorum diyelim. Kâğıdın kalemin kimseyi yargıladığını görmedim. O yüzden yazmak bir terapi gibi Örneğin bir olay yaşamışım onu yazmışım bir kenarda kalmış sonra o öyküleri birleştirip kitap haline getirmek muazzam bir şey Tabii bu sonradan düşündüğüm bir olay Yani ben onları öyküleri yazayım da ileride kitap olsun diye düşünmemiştim. Öyle oldu. İyi ki de oldu


İsmail Çavdar: sosyal hesaplarınızda hikâyelerinizi paylaştığınızı biliyorum. O yüzden orada aldığınız
tepkileri merak ediyorum bana biraz onlardan bahseder misiniz?

Sevim Yıldız: Aslında sosyal medyada yazılarımı paylaştıktan sonra insanların verdiği tepkilerle bu
kitaba yönelmiş olabilirim. Sen de beni o mecralarda takip eden canımsın, orada bir yazı paylaştığın
zaman çok olumlu tepkiler alıyordum. Bunlardan biri de işte benim ilkokul ortaokul öğretmenim
Güler Ünlü en çok destek veren de o oldu. Hatta bir gün onu aradım ben kitabımı çıkartıyorum. İsmini
bulamadım dedim oda bana Sevimli kırıntılar ya da sevimli hikâyeler olsun dedi. Ben zaten yıllarca
mutfak ile çok ilgilendiğim için en son sevimli kırıntılara karar verdim ayrıca canım öğretmenim zaten
her zaman bu burada kalmamalı derdi sen bunu kitap yapmalısın derdi. Onun gibi bir çok kişide bunu
söyledi. Bir gün araştırmalarım devam ederken, Nereye giderim? Ne yaparım? Dediğim anda tam o
süreçte karşıma sen çıktın. Bana bir bakıma yol göstermiş oldun teşekkür ederim sana


İsmail Çavdar: Esas ben teşekkür ederim sana sende bana yıllar önce güvenip rolünü verdin. Sanat
camiasında olmayan bir yol gösterme hikâyesi bizim ki (gülüyor) peki sorularıma dönecek olursam.
Hikâyelerinizin birçoğu gerçek yaşanmış hikâyeler artık televizyondünyasında bile gerçek hikâyeler
görmek rövanşta iken sizinkilerde bir gün beyaz perdeye uyarlanır mı?

Sevim Yıldız: Yok. Beyazperdeye aktarılacak şekilde düşünmüyorum. Ben şimdilik sadece anılarımı,
yaşadıklarımı anlatıyorum. Asenacım ben o kadar iddialı değilim canım benim


İsmail Çavdar: Ben nedense senin bazı hikâyelerin geliştirilip film yapılacağı kanısındayım. Üstelik camianın da içindesiniz yıllarca Pamuk prenses ve yedi cüceler ekipleriyle tiyatro yaptınız benimde
bildiğim üzere bizim turne yolculuklarımız çok komik oluyor. Sevimli kırıntılarda bunlardan bir örnek
var mı?


Sevim Yıldız: Sevimli kırıntılarda Yedi Cüceler ile ilgili hikâye var. Kitabı okuyanlar bunu görecektir.
Ben ayrıca Yedi Cüceler tiyatrosundan hariç engelle arkadaşlarımla oynadığım, Türkiye'nin her yerine
turneler yaptığımız “bu işte bir sakatlık var” adlı oyunu ve “Şaşkın Uşak” adlı oyunu oynuyorum.
Türkiye;nin her yerine gidiyoruz. Sevimli kırıntıları içinde tabii ki bunlarla ilgili hikâyeler var. Bunları
toplasak zaten başlı başına bir hikâye çıkar.


İsmail Çavdar: Aileniz ve çevreniz kitap çıkartacağım dediğinizde ne tepki verdi?
Sevim Yıldız: Bir defterimin olduğunu ve bir kitabın çıkacağını biliyorlardı Sanki onlar benden daha
eminlerdi bu konuda (gülüyor) Ben Yaklaşık 15 yıldır bu dosyayı hazırlıyormuşum aslında Hatta
;de Damla(kızım) bana mektup yazmış. Ozan’da (oğlum) “Yok anneciğim bu kitabını yazacaksın.
Başaracaksın” demişti. Şimdilerde kitap çıkınca aklıma geldi Bundan yıllar önce de ben 9 10
yaşlarındayken, engelli olduğum için bir şeye çok üzülmüşüm elimi saklıyormuşum. Bunu bizim evin
tuvaletinde yazmışım. Tuvalette ağlıyorum dert ortağım tuvalet diye yazmışım. Annemle babam Bunu
yazdığımı okuyunca çok üzülmüşler. Ben bir müddet hikâye yazmamıştım sonra ilk okul yıllarında
tekrar hikâye yazmışım Bunu aslında kitaba da koyacaktım sonra atladık veya ne oldu bilmiyorum. Şu
an düşündüğümüzde ben hep bir hikâye anlatmışım anlatmaya da devam ediyorum.


İsmail Çavdar: Son olarak Sevimli Kırıntılardan sonra başka bir kitap daha yazacak mısınız?
Sevim yıldız: Sevimli kırıntılardan sonra 2. Kitap yazmak istiyorum. Çünkü ben buraya 50 tane hikâye
ekledim. Bunun gibi en az bir 52 tane daha var kenarda ve yeni fark ettim. Şimdi bazı arkadaşlarıma
kitabımı götürdüğümde ya da karşılaştığım da “şu hikâyeni yazdın mı ?” diyorlar. Hayır diyorum
“Nasıl yazmazsın diyorlar” neyse ilk elin günahı olmaz (gülüyor) O yüzden Sevimli Kırıntılar 2 de en
kısa zamanda gelecek.

Sevim hanıma başarılar diliyorum. İki üç seri halinde Sevimli kırıntılar gelse ben hayır demem. Üstelik
artık gerçek şeyler daha dikkat çekici. Ben bu söyleşide çok keyif aldım. Kendisine başarılar dilerim
kalemi daim olsun.

İsmail Çavdar